PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkçe Dil Sorunu


AURORA
08-30-2009, 08:54
Siyasal düzlemde kabul görmüş her yeni anlayış her yeni felsefe dili biraz daha
bozdu birşeyler aldı götürdü ondan.
Tanzimat döneminde başlayan dil yozlaşması boyut değiştirerek Servet-i Fünun
edebiyatı ile sürdü. Cumhuriyet döneminde ''dil inkılâbı'' adı altında herne kadar
sonradan uygulamanın yönü değiştirilse de- bir kıyıma şâhit olundu.
Tarihimiz-geçmişimizle kültürel belleğimizle bağlarımızı oluşturan kelime
haznemiz daraltılıp bir kültürel tabana oturmayan kimi zaman dil ve türetme
kurallarına dahi uymayan bir Türkçeleştirme faaliyetine girişildi.
''ÖzTürkçe'' addedilen bu yeni kelimelerin de pek çoğunun ( bir imparatorluk diline
uygun olarak ) yabancı kökenli ve/fakat zamanla Türkçeleşmiş kelimeler olduğunu görüyoruz.
Bu kelimelerin önemli bir kısmı dilimizde bugün yer edinmiş vaziyette
onları fiilen kullanıyoruz. Ancak bunun için bir dil ( ki binlerce yıllık bir geçmişe
sahip bir imparatorluk dili ) ve dolayısıyla- kültür adına hayatî sayılabilecek ölçüde önemli ödünler vermek zorunda kaldık.
Artık gençlerimiz zamanında en açık ve duru bir Türkçe ile yazmış olan Ömer
Seyfettin, Hâlide Edip ve Reşat Nuri'yi bile sözlük yardımıyla veya 'sadeleştirilmiş' basımlarından okumak zorunda kalıyorlar.
Tevfik Fikret ya da Hâlit Ziya'dan bahsetmiyorum bile.
Bu toplumun geçmişini unutması tarihiyle bağlarını koparması demektir.
Bugün çoğu kelimenin tamamına yakınını öldürmüş durumdayız.
Bir panelde konferansta TV'de konuşanların da sokakta kavga eden çocukların da
durumunu 'tartışma' kelimesi ile karşılıyoruz.
''Münakaşa müzakere münazara müşahede münazaa'' kelimelerinden mahrum
kalıyoruz.

Hayal yerine imge ruh yerine tin mesela yerine örneğin koyup kelimelerin kültürel ve edebî anlamlarını yok ediyoruz.
Ziya Gökalp'n dediği gibi


Uydurma söz yapmayız
Yapma yola sapmayız
Türkçeleşmiş Türkçedir
Eski köke tapmayız.


deyip dilimize yerleşmiş ''Türkçeleşmiş'' kelimeleri Türkçe'deki kullanımıyla
bırakmamız gerekir.

Son 40-50 yıldır süren dil yozlaşması-yozlaştırılması faaliyetinin mahsullerini son
yıllarda topluyoruz: artık hepimiz İngilizce konuşuyoruz! '80' lerden sonra ivme
kazanan faaliyetlerle Türkçe'nin gazete-TV dili gibi günlük kullanımı da İngilizce-
( İngilizce bozması ) Tarzanca olarak değişti.
Caddelerde-sokaklarda Türkçe isimli mağazalara dükkânlara artık rastlayamaz
olduk. Bu da yetmezmiş gibi ( çocukların yabancı dil öğrenmesi için! ) -günün belli
saatlerinde de olsa- İngilizce yayın yapan çizgi film oynatan TV kanalları türedi.

Artık izin değil ''off'' kullanıyoruz ticaret veya alışveriş merkezlerine
değil ''center''lere gidiyoruz mankenler ''top model'' olmak için uğraşıyor ''cash''e
ihtiyaç duyuyoruz ''start'' veriyoruz ''brunch'lara katılıyoruz ''CV'' yolluyoruz
toplam veya yekün değil total belirliyoruz mail'leşip chatleşiyoruz ''retail''
sektörüne giriş yapıp ''executive'' oluyoruz ''CEO''larla çalışıyoruz ''translate'' ediyoruz ''presentable'' görünüyoruz

Hayat gibi kültür ve elbette dil de bir sebep-sonuç zincirlemesiyle yürüyor
değişiyor son buluyor. Bu durumun da müsebbibi birtakım unsurlar var.
Türkiye'nin sonu gelmez Batılılaşma serüveni bunların başında geliyor.
Ama bir de tedbirsizliğimiz dirayetsizliğimiz mukavemetsizliğimiz var.
Yeniliklere açık olmak bir tarafa 'bize ait' olanların kopup gitmesine izin veriyoruz.
O zaman da biz 'biz' olmaktan çıkıyoruz tabii... Sizce ?